VAN HABER: BELKIS YAYLA- MİZGİN KAYNAR
Hidroelektrik santralleri (HES), yenilenebilir enerji kaynağı olarak bölge ekonomisine büyük katkı sağlarken, çevresel etkileri konusunda da tartışmalara yol açıyor. Uzmanlar, enerji üretiminin ekosistem dengesi gözetilerek yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahap Yönten, kentte faaliyet gösteren 9 HES’in yıllık toplam 320 milyon kilovat saat elektrik ürettiğini belirterek, bu üretimin yaklaşık 1 milyar 100 milyon TL’lik ekonomik katkı sağladığını vurguladı. HES’lerin fosil yakıt kullanımını azaltarak çevreye olumlu etkiler sunduğunu belirten Yönten, aynı zamanda ekolojik denge üzerindeki olumsuz etkilerine de dikkat çekti. Yönten, “Van’daki HES’ler yıllık yaklaşık 1 milyar 100 milyon TL’lik bir ekonomik katkı sağlıyor. Yenilenebilir enerji olmaları nedeniyle fosil yakıt kullanımını azaltıyor, karbondioksit salınımını önlüyor ve çevreye zarar vermeden enerji üretmemizi sağlıyor” dedi.
EKOSİSTEMDE DEĞİŞİMLER YAŞANIYOR
HES’lerin doğrudan su kirliliğine neden olmadığını ifade eden Prof. Dr. Yönten, ancak su kaynaklarının yönlendirilmesiyle habitat değişimlerinin meydana geldiğini söyledi. HES projelerinin, bazı bölgelerde su birikintilerine yol açarak tarım arazilerinin su altında kalmasına, buharlaşma nedeniyle su kayıplarına ve doğal yaşam alanlarının değişmesine sebep olabileceğini belirtti. Yönten, “HES’lerin bulunduğu bölgelerde su birikintileri oluşabiliyor. Bu durumda bazı arazilerin su altında kalmasına, buharlaşma yoluyla su kayıplarına ve doğal yaşam alanlarının değişmesine neden olabiliyor. Ekolojik dengeyi koruyarak sürdürülebilir enerji üretimi için bu tür projelerin dikkatli planlanması gerekiyor” diye konuştu.
“BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR”
HES’lerin çevresel zararlarını en aza indirmek için alınması gereken önlemler konusunda da değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Yönten, “Bu projelerin hayata geçirilmeden önce bilim insanları, uzmanlar ve üniversitelerle iş birliği yapılması şart. Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporları titizlikle hazırlanmalı, ekosistem üzerindeki etkiler kapsamlı şekilde incelenmelidir. Yerel halkın da sürece dahil edilmesi, projelerin sürdürülebilir olması açısından büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
“SU YÖNETİMİ DOĞRU YAPILMALI”
Bu durumun, özellikle tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan bölge halkını doğrudan etkilediğini dile getiren Yönten, “HES’lerin bölgedeki tarımsal üretime katkı sağlaması için su yönetiminin doğru yapılması gerekiyor. Kontrolsüz su kullanımı, tarımsal verimi düşürebilir ve çiftçilerin suya erişimini zorlaştırabilir. HES’lerde toplanan suyun belirli dönemlerde tarım arazilerine yönlendirilmesi, kurak bölgelerde sulama imkanlarının arttırılması verimi yükseltebilir. Ancak bunun planlı bir şekilde yapılması, çiftçilerin suya erişiminin garanti altına alınması gerekir” dedi.
“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İÇİN PLAN ŞART”
Hidroelektrik santrallerinin doğaya zarar vermeden işletilebilmesi için planlı ve bilimsel bir yaklaşımın şart olduğunu vurgulayan Yönten, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporlarının titizlikle hazırlanması gerektiğini söyledi. HES projelerinin, bölgedeki tarım, hayvancılık ve doğal yaşam ile uyum içinde olması gerektiğini belirten Yönten, yerel halkın da sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekti. “Sürdürülebilir kalkınma, enerji üretimi ve ekolojik denge arasında sağlanacak uyumla mümkündür” diyen Yönten, enerji yatırımlarının doğayı tahrip etmeden hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
“DOĞAYI KORUMAK ENERJİ KADAR ÖNEMLİ”
Son olarak, bölge halkına ve yetkililere seslenen Prof.Dr. Yönten, “Enerji üretimi elbette bölge için büyük bir kazanç, ancak doğayı korumak da en az enerji kadar önemli. HES gibi projeler hayata geçirilirken, yerel halkın sürece katılımı sağlanmalı ve ekolojik denge gözetilmeli. Ancak bu şekilde sürdürülebilir enerji modeli oluşturulabilir” diyerek sözlerini tamamladı.